Kariyer Forum - Kariyer Basamaklarını Birlikte Tırmanalım Portal
Portal
xxx
17/06/2020, 15:17
Yorumlar : 0 • Okunma : 54
Yyapıya ne oldu öyle bi anda kırmızı oldu ? Bugün aldım ama galiba hayatımın hatası oldu 4000 lot aldım daha yarım saatte 800 TL zarar dedi sonumuz hayrolsun acelem yok ama bunu cok övdüler 4 e kadar yolu var dediler olan bize oldu galiba
xxx
17/06/2020, 15:14
Yorumlar : 0 • Okunma : 46
Merhaba arkadaşlar ahşap dekoratif ürünler raflar resim çerçevesi vs imalatını yapıyorum al sat yapmak isteyen olursa mesaj atabilir
xxx
17/06/2020, 15:06
Yorumlar : 0 • Okunma : 38
DGS başvuruları bugün son 17.06.2020, ödemeler de yarın son 18.06.2020, rakiplerimin bilgisine Wink
çikooo
09/06/2020, 01:04
Yorumlar : 1 • Okunma : 42
Merhaba arkadaşlar komagene Şubesi açmak şu dönemde mantıklı mı sizce? veya hangi çiğköfte markası açılmalı? fena da olmayan bi lokasyon aylık dükkan kirası 5 bin TL .teşekkürler yorumlarınız için
Kim
07/06/2020, 23:25
Yorumlar : 0 • Okunma : 35
Acaba bulduğunuz parlak iş fikri bir altın madeni midir yoksa bir fiyasko mudur?

Evreka! Diyelim ki bir iş günün ortasında birden bire aklınıza dâhice bir iş fikri geldi fakat bulduğunuz bu fikir üzerine düşmeye değecek kadar iyi bir fikir midir? Bulduğunuz fikrin üzerine eğilerek mevcut işinizin yanı sıra ikinci bir işe başlama ya da bu fikri hayata geçirmek amacıyla işinizden istifa etme yönünde bir karara varmak gerçekten zordur.
Bu makale, bulduğunuz yeni iş fikrinin üzerine eğilip eğilmeme konusunda size bazı ipuçları sunmaktadır. Öncelikle fikrinizin patentini alarak korunmasını sağlayabilir misiniz onu araştırın. Böylelikle rakiplerinizin fikrinizin üzerine oturmalarını engellemiş olursunuz. Patent olmazsa özel lisanslar alıp sahip olduğunuz benzersiz bilgiler sayesinde keşfettiğiniz iş fikrinin tüm haklarını üzerinize alarak rakiplerinizden bir adım önde olursunuz.
Eğer bulduğunuz iş fikrini korumaya almanın bir yolu yoksa bu o kadar da önemli değildir çünkü çok sayıda şirket herhangi bir patent koruması almadan da başarıyı yakalamıştır. E-posta yoluyla sipariş alan Dollar Shave Club adlı firma buna bir örnek teşkil edebilir.
Fikriniz için patent alma imkânını araştırdıktan sonra aşağıdaki sorulara verdiğiniz cevaplara uygun olarak fikrinizi yeniden gözden geçirin.
 
Fikriniz bulunduğu sektörde ağır düzenlemelere tabi midir?
[Resim: hukuk-burosu.jpg]
Bazı sektörlerde yasalar oldukça katıdır. Bu sayede tüketicilerin firmalar tarafından zarar görmeleri engellenir. Ancak bu tarz düzenlemeleri uygulamaya koymak firmalar için pahalıya mal olmaktadır. Bu yüzden bu tarz sektörlerdeki fikirlerin önüne set çekilmiş olur..
Sektörlerin hijyene aşırı önem vermesi ve devletlerin bu konuda katı kurallar koymaları boşuna değildir. Tüm bu bürokratik işlemler, girişimcileri pazara girmekten alıkoymaktadır çünkü bu tarz düzenlemeler karlılığı büyük oranda azaltmaktadır.
Bir sektörde ağır düzenlemeler olup olmadığından haberdar olmanın en kolay yolu o sektörde çalışan kişilerle temas kurmaktan geçer. Durum tespit sürecinin bir parçası olarak girmek istediğiniz sektörle ilgili kanunları araştırabilirsiniz. Eğer girmek istediğiniz sektöre dair kanunları bulmakta zorlanıyorsanız o halde bu duruma sevinebilirsiniz.
 
Bu fikir önceden hayata geçirilmiş midir? Eğer geçirilmişse fikrinizi hayata geçiren firmaların kazançları ne durumdadır?
[Resim: orijinal-is-fikirleri.jpg]
Risk sermayesinin geçerli olduğu bir dünyada başlıca iki tür operasyon şekli vardır. Bunlardan biri görünürde tek bir rakibin olmadığı mavi okyanus denilen bir türdür. Diğeriyse rakiplerin denizdeki yosunlardan bile fazla olduğu kırmızı okyanus denilen tür. En ideali bu ikisinin arasında bir yerlerde bulunmaktır. Popüler inanışın tersine yepyeni bir pazar oluşturmak kötü bir fikir olabilir. Genelde pazara girmeden önce bu konuda eğitim almak gerekir. Ayrıca büyük bir pazarlama bütçesine ya da viral pazarlamaya ihtiyaç duyulur.
Fikrinizi hayata geçirmek için işinizden istifa etmeden önce girmek istediğiniz pazardaki rakiplerinizi araştırın. Pazarda başarıyla iş gören bir yahut iki firma görürseniz ya da vermek istediğiniz hizmet ya da üretmek istediğiniz ürünle ilgili büyük bir pazar olduğunu öğrenirseniz bu iyiye işarettir.
 
Fikriniz büyük miktarda ön maliyetlere mi sahip?
[Resim: sirketlerde-maliyet-kontrolu-saglama-yollari.jpg]
Yüksek miktarlarda ön maliyetlere sahipse bu türden bir iş fikrinden uzak durmak en iyisidir fakat devam etmeden önce şunu da hatırlatalım: İlk olarak yüksek miktarlarda ön maliyetler göreceli bir kavramdır. Çoğu işletme kurulum aşamasında önemli miktarlarda ön maliyetlerle karşı karşıya kalır.
İkinci olarak ön maliyetler o denli büyük bir dezavantaj değildir. Bunun anlamı erken yatırımla daha hızlı pazar payı kazanabileceğinizdir.
 
İşinizi kurmanıza yardımcı olması için bir uzmandan yararlanabilir misiniz?
[Resim: yardim.jpg]
Fikriniz için piyasada pek fazla sayıda bulunmayan bir uzmandan yararlanma imkânına sahipseniz işinizi başarıyla kurmak için belli bazı becerilere sahip olma zorunluluğundan kurtulursunuz. Bu sayede işinizi kolaylıkla kurma şansınız olur.
Bu, girişiminiz için bazı yeni beceriler kazanma gibi bir zorunluluğa sahip olmadığınız anlamına gelmemektedir. Bu yalnızca elinizdeki tüm güçleri kullanarak kurduğunuz işin uzun vadede başarılı olması yönünde atılacak doğru bir adımdır.
İşinizin başarısı için çeşitli beceriler kazanmaya ihtiyacınız olduğunu düşünüyorsanız bunun yerine bir kurucu üye ya da yetenekli bir işletmeciyle çalışmayı düşünebilirsiniz.
 
Şansınızı artırma.
[Resim: sans.jpg]
Bir fikirden yola çıkarak kendi işinin sahibi olmak hemen herkesin hayalidir. Küçük işletmelerin büyük çoğunluğu ilk 3 yıl içinde kepenk indirmektedir. Bu sebeple fikrinizi hayata geçirmeden önce başarı şansınızı belirgin olarak artıracak adımları atmaya hazır olmalısınız.

kaynak:yeniisfikirleri.net
Kim
07/06/2020, 23:23
Yorumlar : 0 • Okunma : 21
Piyasada yaygın olan bir iş fikrini benimsemek kolaydır ama farklı bir fikir üretmek için cesaretli ve sabırlı olmanız gerekir. Müşterilerine farklı bir şey sunmayan küçük ölçekli bir işletme olmak istemezsiniz. Bunun yerine hayatınızda eksik olan bir şeyi düşünün. Şu anda sizi ya da sevdiğiniz insanları etkileyen bir şey var mı? Sorunu belirlediğinizde ve bu sorun için çözüm ürettiğinizde ortaya attığınız fikir yüzlerce insanın hayatını kolaylaştırabilir ve iş hayatınızda başarılı olmanızı sağlayabilir.

2019 yılında kendi işinizi kurmak için ilhama ihtiyacınız varsa ezberleri bozan bu şirketlerden kopya çekebilir ve hangi sorunları çözebileceğinizi düşünebilirsiniz.
 
Farklı İş Fikri 1. İntikamını alan işletme
[Resim: I-do-now-I-dont.jpg]
[i]I Do Now I Don’t[/i] şirketinin arkasında ilginç bir hikaye yatıyor. Şirketin kurucusu, nişanı atınca 10.000 $’lık yüzüğü kuyumcusuna geri satmaya çalışmış ama kuyumcusu yüzüğe sadece 3.500 $ biçmiş. Şirket şu anda internetten az kullanılmış mücevher ve diğer aksesuarlar satıyor. Şirket, satıcıdan daha fazla, alıcıdan ise daha az para isteyerek komisyoncuları aradan mümkün olduğunca çıkarmaya çalışıyor.
 
Farklı İş Fikri 2. Parti (temizleme) komitesi
[Resim: hangover-helpers.jpg]
Büyük bir partiden sonra çoğu insan genellikle evin dağınıklığını toplamak istemez. İşte tam da bu noktada [i]Hangover Helpers[/i] devreye giriyor. Bu şirket, partiden sonra kalan enkazı toplamakla kalmıyor aynı zamanda da kendinizi iyi hissetmek için size kahvaltı (isteğinize göre) hizmeti de sunuyor.
 
Farklı İş Fikri 3. Ambalajsız alışveriş
[Resim: package-free-shop.jpg]
Tüketiciler, ürünlerin ambalajlanma sürecinde harcanan enerji konusunda artık daha da çok endişeleniyor. Koliler, plastik, strafor ve torba bağları genellikle geri dönüştürülmüyor, bu da çevresel atığa yol açıyor. New York merkezli sıfır atık mağazası [i]Package Free Shop’un[/i] bu konuda oldukça parlak bir fikri var. Tek kullanımlık plastik ürünler yerine partik ve basit alternatifler sunuyor. Şirket açıldığından beri yaklaşık 597. 640 tane plastik pipet, 851. 950 tane plastik çanta ve 490. 856 tane de geri dönüştürülemeyen bardakların çöplüğe gitmesini engellediği tahmin ediliyor.
 
Farklı İş Fikri 4. Bedava öğle yemeği (pazarlama imkanı ile birlikte)
[Resim: lunchspread.jpg]
Manhattan merkezli[i] Lunchspread[/i] şirketi, insanların bedava yiyeceğe olan isteğini alıyor ve bunu yerel restoranlar için harika bir pazarlama stratejisine dönüştürüyor. Bu şirket, yeni kurulmuş ve çok bilinmeyen şirketlere müşteri tabanlarını oluşturmalarına yardım ediyor. Bulundukları bölgedeki işletmelerle hoşlanacakları yiyecekleri eşleştiriyor ve bu şirketlerin kapısına bedava yemekler gönderiyor. Yemekler ilgili yere ulaştıktan sonra yemeği yiyen kişiler bir anket dolduruyor. Daha sonra Lunchspread, aynı gruba tekrar yemek göndererek onları şaşırtıyor.
Her siparişin yanına kupon ve restoranla ilgili bilginin yazdığı kart koyuluyor. Bu şekilde yemeğinizin nereden geldiğini öğrenebilir, siz ve çalışanlarınız yemeği beğendiyseniz restorandan tekrar sipariş verebilirsiniz.
 
Farklı İş Fikri 5. Esnek, paylaşılabilen iş alanları
[Resim: We-Work.jpg]
Çalışanların ve girişimcilerin işlerini istedikleri yerden yapması ve yönetmesi teknoloji sayesinde her geçen gün daha da kolaylaşıyor. Bu şekilde işletmelerin kendine ofis kiralamasına da gerek kalmıyor.
[i]WeWork[/i], ofisi olmayan çalışanlar için çalışma alanları ve serbest çalışan bireylerle büyük şirketlere  esnek ve aylık üyelik imkanları sunuyor. Evde çalışmak istemeyen serbest çalışanlar civardaki kahvecidense daha güvenilir bir çalışma alanına kavuşurken şirketler ve diğer ekiplerin de işbirliği yapma ve toplantı ya da etkinlik düzenlemek için uygun bir alanı oluyor.
Kim
07/06/2020, 23:22
Yorumlar : 0 • Okunma : 21
Kafanız yeni şeyler icat etmeye, inovatif fikirler bulmaya iş kurmaktan daha yatkın olabilir. Belki de ikisinde de beceriklisinizdir ancak tam zamanlı bir iş kurmak için gereken zamanınız ve paranız yoktur.
Öyleyse size iyi bir haberimiz var: Aklınızdaki iş fikrini satabilirsiniz.
Buna lisans verme (licensing) deniyor. Lisans verme temel olarak bir iş fikrini bir şahsa veya şirkete satmak, sonra ortaya konan ürün veya hizmetten belli bir pay almak anlamına geliyor.
Nasıl iş kurmanın belli aşamaları varsa fikrinizi lisanslamanın da belli aşamaları var. Bu yazımızda aklınızdaki iş fikrini nasıl satabileceğinize odaklanacağız biz de. Gelin, iş fikrinizi satmak için gereken 5 temel meseleye bakalım şimdi.
 
Bir İş Fikri Nasıl Satılır?
1. Olabildiğince Bilgi Toplayın
[Resim: piyasa-arastirmasi.jpg]
Bilgi çağındayız. Bu da şu anlama geliyor: Bir konu hakkında ne kadar çok şey bilirseniz, o kadar avantajlı olursunuz. Lisanslama da bu durumdan ayrı düşünülemez tabii ki. İş fikrinizi şirketlere satmaya çalışmadan önce bilmeniz gereken bazı konular var.
Öncelikle piyasayı bilmelisiniz. Aklınızdaki ürün veya hizmet fikriyle ilgili sıkı bir araştırma yapmalı, bu ürün veya hizmet fikrinin halihazırda uygulanıp uygulanmadığına bakmalısınız. Odak grupları üzerinde test yapmalısınız. Aileniz ve arkadaşlarınız aklınızdaki fikri sınamak için en ideal kişilerdir başlangıç için. Aklınızdaki ürün ya da hizmet fikrine benzer fikirleri araştırmalı, piyasada mevcut olan ürün-hizmetlerin özelliklerini iyice analiz etmelisiniz.
Daha sonra aklınızdaki fikrin patentinin alınıp alınamayacağına bakmalısınız. Yani işin telif ve patent ile ilgili kısmını araştırmalısınız. Bu konuda avukat bir arkadaşınız size nasıl bir yol izlemeniz gerektiğini anlatacaktır.
Aklınızdaki fikir, bir ürün ile alakalıysa, üretim yöntemleri hakkında bilgi sahibi olmanız da yine çok iyi olur. Örneğin aklınızdaki ürünü üretmek için çok özel bir metod ya da teknik gerekiyorsa üretim sürecini bilmeniz fikrinizi daha iyi pazarlayabilmeniz için lehinize olur.
 
2. Profesyonel Bir Sunum Hazırlayın
[Resim: is-plani-yazmak.jpg]
Gereken ön bilgileri topladıktan sonra fikrinizi potansiyel müşterilere pazarlamanız gerekir. Bunun için birkaç sayfalık bir sunum hazırlamalı ve şu konulara yer vermelisiniz:
Problem ne? Problemin neden olduğu zorluklar ne? Ürün bu zorluğa nasıl bir kolaylık sağlayacak?
  • Ürünün özellikleri ve faydaları ne?

  • Ürünün piyasadaki ilgi görme durumu ne?

  • Üretimin önünde herhangi bir telif engeli bulunuyor mu?

  • Üretim için gereken meblağ ne? Üretim süresi ortalama ne kadar?
Diğer bir deyişle, aklınızda iş fikri için bir “iş planı” hazırlamalı ve yatırımcılara bu fikrin neden önemli ve kazançlı olduğunu anlatmalısınız.
 
3. Hedef Müşteri Kitlenizi Tespit Edin
[Resim: hedef-musteri-kitlesi.jpg]
Fikrinizin geçerliliğini ispatlayacak bir hazırlık yaptınız. Sırada bu iş fikrini kimlere anlatmak gerektiğini tespit etmek var. İlk olarak 50 kişiden (şirketten) oluşan bir liste hazırlayın. İş fikrinizi ne kadar çok kişiye anlatırsanız, satış yapma olasılığınız o kadar artar. Bu 50 kişilik listedeki pek çok şirket size birtakım bahaneler ileri sürecektir. Ancak olsun, bu durum sizi yıldırmasın.
Peki fikrinizle ilgilenme ihtimali daha yüksek firmaları nasıl bulabilirsiniz?
Eğer aklınızda bir ürün fikri varsa, sokak sokak, AVM AVM gezerek sizin ürününüze benzer ürünler satan mağazaları tespit edebilirsiniz. Bu mağazalarda sizin ürününüze benzeyen bir ürün üreten firmanın bilgilerine ürünün paketinden ulaşabilirsiniz.
Örneğin “göz yakmayan yetişkin şampuanı” gibi bir fikriniz var. Bu fikri muhtemelen sağlık, bakım ve kozmetik sektöründeki firmalara anlatmak istersiniz. Google araştırması da yine size epey sonuç verecektir.
 
4. Ciddi Adayları Belirleyin
[Resim: markalasma-nedir-2-2.jpg]
50 kadar şirket tespit ettiniz ancak bunların içinde sizin ürün fikrinizi satın alma konusunda 50 şirketin de aynı düzeyde istekli olmasını beklemeyin. Kabaca 50 şirket içinde ürün fikrinizle ilgilenmesi en muhtemel 5 şirket belirleseniz bile çok iyi olur.
Adayları belirlemede bazı kıstaslardan da yararlanabilirsiniz.
Büyüklük: Büyük firmaların genelde şahane dağıtım ağları vardır. Ancak küçük şirketler de sizin ürün fikrinizden daha çok fayda sağlar ve genelde daha iyi bir müşteri olur size. Yine küçük şirketlerde bürokrasi daha az olduğu için yeni ürün fikirlerine daha açık olunur.
Coğrafya: İş fikrinizi satmak için yerel firmalarla sınırlamayın kendinizi. Fakat size yakın firmalarla yüz yüze görüşmenin, beraber iş yapmanın pek çok avantajı vardır.
Ürün gamı: Bir şirketin halihazırda ürettiği ürünler ile sizin aklınızdaki ürün fikri ne kadar örtüşüyorsa,  o kadar iyi olur. Örneğin aklınızda “göz yakmayan yetişkin şampuanı” fikri varsa, bu fikri bir kozmetik firmasına anlatmanız çok daha iyi olur. İş yapma ihtimaliniz olan firmaların da belli bir saygınlığa ve bilinirliğe sahip olması yine lehinizedir.
Yetkili: Bir şirkette sizin fikrinizi satın alma konusunda en yetkili kişiye ulaşabilmeniz sizin için çok iyi olur.  Birkaç arama ve e-mailden sonra şirketin konuyla alakalı yetkilisi size dönüş yapmıyorsa, diğer adaylara yönelmeniz de daha iyi olur.
 
5. Ve Satış Süreci…
[Resim: tokalasma.jpg]
Ürün fikrinizle ilgili bilginiz tam.
Sunum materyalleriniz hazır.
Size randevu veren birkaç şirket var.
İşler tam da hayal ettiğiniz gibi gidiyor bu noktada.
Şunu bir defa bilmeniz gerekir: Lisanslama konusunda belli bir kural yoktur. İki tarafı da memnun edecek anlaşmadır en iyi anlaşma. Bu yüzden her şey pazarlığa açıktır ve pazarlık iki tarafın da hakkıdır.
Ancak realist olmakta her zaman fayda vardır. Yani iş fikrinizi satıp 1 milyon doları ertesi gün banka hesabınızda bulacağınızı sanmayın. O kadar büyük paralar dönmeyecektir çok büyük ihtimalle.
Bu bakımdan şu üç unsur hakkında bilgili ve hazırlıklı olmanızı öneriyoruz.
Ön ödeme: Ürün fikrini sattınız diyelim. Bu noktada firma size bir ön ödeme yapar. Bu aşamada henüz bir üretim ve satış yoktur. Alacağınız ön ödeme miktarı değişim gösterir. Ürünün patentini alma konusunda yaptığınız masrafı kapatacak bir ön ödeme almayı bekleyebilirsiniz.
Telif ödemesi: Ürünün lisansı size ait olduğu için üretici firma sattığı ürün başına size bir telif öder. Örneğin %2’lik bir telif ödemesine karar kıldıysanız, satılan her üründen %2 kazanç elde edersiniz. Telif ödemesi genelde %2 ila %5 arasındadır.  Ürün fikrinizi geliştirdikten sonra satmayı denerseniz, üretici firma için risk oranı daha az olur ve böyle bir durumda daha yüksek telif ücreti alırsınız. Bir lisanslama anlaşmasının en önemli konusu telif meselesidir. Çünkü piyasa ürüne ilgi gösterir ve üretici firma bu üründen bol bol satarsa, ürün fikrinin sahibi olarak sizin de en çok para kazanacağınız yer bu telif ödemeleri olur.
Yıllık sabit ücret: Ürünün satış miktarından bağımsız olarak fikir sahibinin yıllık aldığı ücrete verilen addır. Yıllık sabit ücret olduğu zaman üretici firma, ürünü geliştirip pazarlamak için daha çok çaba harcar. O nedenle bir firmanın yıllık sabit ücret ödemesi, bu ürüne gerçekten önem verdiği anlamına gelir.
 
Sonuç
Yani bu yazıda yer alan 4 maddenin de birbiriyle yakından ilgili olduğunu unutmamanızda fayda var. Her türlü pazarlıkta olduğu gibi bu tür bir pazarlıkta iki tarafın da ödün vermesi gerekebilir. Bu yüzden kısa ve uzun vadeli ihtiyaçlarınızdan hareketle bir anlaşmaya varın. Ve her zaman iki tarafı da memnun edecek bir anlaşmanın en ideali olduğunu aklınızdan çıkarmayın.
Kim
07/06/2020, 23:20
Yorumlar : 0 • Okunma : 19
İş Fikri 1: Otomatik Ayarlanan Yastık

Yastıklar, yüzyıllar önce icat edilip o zamandan bu yana tasarımında herhangi bir değişim ya da gelişim olmayan ürünlerden birisidir. Bu basit nesnelerin yeniden ele alınması ile ilgili sizin ne düşündüğünüzü bilmiyoruz ama yeni bir Japon girişimi, kendini yastık üzerinde durmaya adadı. Çabalarının karşılığı ise, Podoon adlı bu yeni yastık olarak karşımıza çıktı. Sırt üstü yatarken gece yan yatma pozisyonuna geçtiğinizde, başınızın konumu yükselecektir. Bu sırada kullandığınız yastık oluşan boşluğu doldurmazsa, kafanız aşağıda kalacak ve boynunuz eğri bir şekilde durmaya zorlanacaktır. Boynunuzun omurganızın geri kalanı gibi ideal pozisyonunu koruyabilmesi için Podoon, uyku pozisyonuna göre şekillenecek şekilde tasarlandı. Otomatik yastık gerektiğinde şişerek gerektiğinde ise inerek size en uygun hali alıyor.
 
İş Fikri 2: Gelişmiş Elektrikli Scooter
Daha önce de söylediğimiz gibi, insanoğlu sürülebilir teknolijinin altın çağını yaşıyor. Elektrikli motorların her geçen gün daha küçük ve daha güçlü olmasıyla bataryaların daha uzun süreler dayanmaya başlaması, bu iki gücü birleştirerek kişisel ulaşım araçları için rönesans döneminin başlatılmasını sağladı. Artık sayamayacağımız kadar çok sürülebilir teknoloji ile karşı karşıyayız ve her ay bu yığını yeni ve daha gelişmiş seçenekler eklenmeye devam ediyor.Bu haftanın öznesi ise, Unagi isimli yeni ve etkileyici elektrikli scooter. Unagi baştan sona en ileri teknolojiler ile tasarlandı. Örneğin gövdesi uçaklarda kullanılan güçlü ve hafif alüminyum ile üretilirken tekerlekleri de patlamaya dayanıklı olarak geliştirildi. Direksiyonunda ışıklandırması da bulunan Unagi, alanındaki en lüks ve iyi model olarak görülebilir.
 
İş Fikri 3: Üç Boyutlu Seramik Yazıcı
Geçtiğimiz birkaç yılda, 3 boyutlu yazıcılarda kullanılabilecek malzeme çeşitliliği patlama yaratarak arttı. Sadece PLA ve ABS kullanılan eski günlerden sonra, artık aralarında cam, plastik, ahşap ve hatta çikolatanın da bulunduğu onlarca çeşit yazıcı malzemesi hayatımıza girdi. Öte yandan kil, bu listede kendine pek de yer bulabilmiş sayılmaz. Fakat bu durum Cerembot’un fikir babaları bu gidişatı değiştirebilir.Cerembot, özellikle ıslak kil ile çalışması için tasarlanmış bir 3 boyutlu yazıcı. Ürünün ortaya çıkışında, istediğiniz malzemeyi yazdırdıktan sonra fırınlayarak sertleştirebilme fikri önemli rol oynadı. Dahası, ürün yazıcıdan çıktıktan sonra hala ıslak ve şekillendirilebilir olduğundan, istediğiniz düzeltmeleri yaparak fırınlama imkanınız da bulunuyor. Cerembot’un en güzel tarafı ise, diğer yazıcılar gibi gereksinimleri olmadığı için, oldukça makul bir fiyata sahip olunabilecek olması. Şu anda Kickstarter’da ön sipariş verilebilen yazıcı için belirlenen fiyat 200 dolar.
 
İş Fikri 4: 3 Boyutlu Yazıcı İle Yazdırılabilen Pikap Çalar
İsviçreli ses sistemleri üreticisi Lenco ile Hollandalı 3 boyutlu yazıcı firması RepRap Universe ortaklığında yaratılan Lenco MD, dünyanın ilk 3 boyutlu yazıcı ile üretilmiş pikap çaları olarak karşımıza çıkıyor. Plak severler ile teknoloji düşkünlerini bir araya getirerek yeni şeyler yaratmalarına imkan vermeyi uman Lenco MD tasarımcıları, ilk işlevsel prototipi Berlin’de tanıttı ve tanıtımın olduğu etkinlikte en iyi üç icattan biri olarak onurlandırıldı.Yenilikçi ve modüler tasarıma sahip Lenco MD’nin üzerinde boş iki adet kullanıma hazır giriş bulunuyor. Bu girişler, tak kullan özelliğe sahip ve mikrofon ya da kablosuz hoparlör gibi geliştirmeler yapmanıza olanak sağlıyor. Ürün henüz geliştirme safhasında olsa da, ileride kullanıcılar tarafından istenildiği gibi şekillendirilebilen ve paylaşılabilen pikap çalarlar olması umuluyor. Oldukça etkileyici olan bu fikir, işlevsel olacağının da garantisini veriyor.
 
İş Fikri 5:Artırılmış Gerçeklik Teknolojisine Sahip Motorcu Kaskı
Hayatınızda birazcık da olsa “Iron Man” teknolojisi katmak isteyen bir motorcu iseniz, akıllı kask sistemleri geliştiren Jarvish firması arzunuzu gerçeğe dönüştürebilir. Kickstarter’da kampanyası başlatılan Jarvish X ve X-AR kaskları, sesli kontrol, dahili hoparlör, ses önleyici teknoloji ve sadece daha pahalı olan Z-AR ile sunulan navigasyon bilgileri gibi birçok özelliği hayatınıza sokacak. Tüm bu özellikler, koruyucu, karbon fiber malzeme ile üretilen bir kaskın içerisinde sizi bekliyor.Geliştirilen en yüksek teknolojili bu kasklar, Amazon’un Alexa’sı, Apple’nı Siri’si ve Google Assistan’ı gibi var olan yapay zekalara da sesli komut ile bağlanabiliyor. Adım adım navigasyon sistemi de sesli kontrol ile kullanılabildiği gibi, trafik ve hava durumu da ister sesli isterseniz de hem sesli hem de görüntülü olarak size hizmet veriyor. Dahası, 2K çözünürlüğe sahip kamerası, isterseniz yolculuğunuzu kaydetmenize, isterseniz de canlı olarak sosyal medyada yayınlamanıza izin veriyor.
Kim
07/06/2020, 23:19
Yorumlar : 0 • Okunma : 22
İngiltere merkezli kaynak yönetim şirketi Veolia, plastik ve karton kahve bardağı atıklarını azaltmak isteyen şirketlere yeni bir çözüm getiriyor.

Çöpe atılan kahve bardaklarının çevremize karşı en büyük suçlardan birini işlediğini muhtemelen hepimiz biliyoruz. Düzenli kahve içenlerin %50’sinden fazlası bardaklarını iş yerlerindeyken çöpe atıyor. Bu yüzden de Veolia bir inovasyona imza atarak bardaklar çöpün yolunu tutmadan onları geri dönüşüme kazandıracak bir çözüm geliştirdi.
Veolia, dünyadaki en büyük kahve zincirleriyle görüşmeler düzenleyerek iş yerleri için birçok farklı geri dönüşüm fikri üretti. Bunlardan en yenisi, karton bardaklar için özel olarak tasarlanmış kurum içi geri dönüşüm kutusu. İş yerlerinin toplanan boş bardakları geri gönderebilmesi için de hizmet sunan sistem, bardaktaki tüm içeceğin boşaltılabilmesini sağlamak adına bardağı kartondan yapılan tutacaktan da ayırıyor.
Veolia’nın Büyük Britanya ve İrlanda’daki Kıdemli Yöneticisi ve Asbaşkanı Estelle Brachlianoff şöyle diyor: “Geçtiğimiz altı ay içerisinde Costa ve Starbucks gibi müşterilerimizle en büyük sorunlardan biri olan plastik ve karton bardak atıkları üzerine birçok etkinlik düzenledik. Bu etkinlikler neticesinde, müşteri içeceğini bitirdikten sonra bardağı genel atık akımından ayıracak bir çözüm geliştirmeyi başardık.” Toplanan bardaklar, liflerin kurtarılabildiği ve polimer plastik astarın ayrıştırılabildiği hamur kâğıt tesislerine gönderiliyor. Kurtarılan lifler; yumurta kutusu ve bardak tutucu gibi birçok farklı ürüne dönüştürülebiliyor ya da evler için selüloz bazlı yalıtım sistemlerinde kullanılıyor.
Kulağa harika gelen bu yeniliğin daha çok iş yeri tarafından kullanılmasını umut ediyoruz. Yaşadığımız gezegeni ve çevremizi koruma konusunda hepimize pay düşüyor. Bu bağlamda Güney Amerika’da bir dükkân geri dönüşüm için plastik getiren müşterilerine bedava yiyecek verirken İskandinavya’da bir otomat tam boş pil getiren müşterilere para ödüyor. Acaba başka neler yaparak dünyamızı kurtarmaya yardımcı olabiliriz?
Kim
07/06/2020, 23:18
Yorumlar : 0 • Okunma : 22
[i]Sizce iş yapmak için mantıklı ve aklı başında davranmak mı gerekiyor? Ama düşününce aslında en harika fikirlerin kalıpların dışında düşünme sonucu ortaya çıktığını fark edersiniz.[/i]

Küresel anlamda büyük bir içeçek markasının yönetim kurulu odasında oturduğunuzu hayal edin. Bu markanın görevi, Coca- Cola’dan sonra dünyanın ikinci en popüler ve alkolsüz içeçeğini üretmek.
Tepkiniz ne olurdu? Muzip bir ruh hali içinde olmadığım sürece [i]ben[/i] herhalde şöyle bir şey söylerdim: “Koladan daha lezzetli, daha ucuz bir içecek üretmeliyiz ve şişesinin büyüklüğü insanların para ödemesine değmeli.” Kimsenin şöyle bir şey söyleyeceğini düşünmüyorum: “Küçük bir şişede satılan ve aşırı pahalı olan bir ürün üretelim ve tadı berbat olsun.” Ama bir şirket bunu yaptı. Bu şekilde hareket ederek Coca- Cola’ya rakip olacak alkolsüz bir içecek üretti. O şirket Red Bull’du.
Red Bull’un “tadını iğrenç” bulan sadece ben değilim. Sadece size geniş çaplı yapılan bir anketin sonucunu söylüyorum. Red Bull, menşei olan Tayland dışında piyasaya sürülmeden önce şirketin imtiyaz sahibi, içeceğin tadı konusunda uluslararası tepkinin ne olacağını ölçmek için bir araştırma şirketinden yardım istedi. Gazlı içeceklerin tadını araştırma konusunda uzman olan bu şirket, daha önce [i]hiçbir[/i] yeni ürüne böylesine kötü tepki verildiğini görmediğini söyledi.
[Resim: redbull.jpg]
Piyasaya sürülecek yeni içecekler tüketiciler tarafından denenirken hevesli olmayan katılımcılar, hoşnutsuzluklarını farklı şekilde dile getirebilir: “Bana göre değil”; ” Biraz tiksindirici bir tadı var”; “Daha çok çocuklara hitap edebilecek bir içecek” gibi. Red Bull’da ise eleştiriler kızgınlık aşamasına geçmişti. Örneğin birisi, ” Bana para verseniz bile bu iğrenç şeyi ağzıma sürmem” diyerek tepkisini ortaya koydu. Ancak hiç kimse içeceğin inanılmaz bir başarı yakaladığı gerçeğini göz ardı edemez. Şirket o kadar başarılı oldu ki her sene satılan altı milyar kutudan elde edilen gelirle Formula 1 ekibi finanse ediyor.
Günümüzde insanlar böylesine mantığa aykırı şeylere pek prim vermiyor ama aslında bu oldukça önemli bir şey. Bilim ve mantık ürünü fikirlerin yanı sıra keşfedilmeyi bekleyen sorunları insanların mantık dışı gördüğü yöntemlerle çözebiliriz, yeter ki sorunlara cevap ararken geleneksel yöntemleri bir kenara bırakmaya cesaret edebilelim.
30 yıldan fazla senedir çalıştığım reklam ajansı Ogilvy’de sorunlara mantık dışı çözümler getirebilecek psikoloji mezunlarını işe alan bir birim kurdum. İnsan davranışına farklı bir açıdan bakmaya çalışıyoruz. Mottomuz da “Sezgilerinize meydan okuyun çünkü bunu kimse yapmayacak.” Aklındaki soru işaretlerini giderememiş bir grup yatırımcıya şu fikirleri sunduğunuzu düşünün:
→ “İnsanlar, havalı görünümü olan ve pahalı bir elektrikli süpürgesi istiyor.” (Dyson)
→ Bu sitenin en iyi yönü insanların istediği şeyleri yazabileceği ücretsiz bir platform sunması olacak!” (Wikipedia)
→ “Gelecek yüzyılın en büyük trendinin sert, solan ve rahatsız edici bir kumaştan yapılan, yıllarca eskimeyen ve bugüne kadar işçiler arasında büyük ölçüde popüler olan bir kumaş olacağına eminim.” (blue jeans) : Kot Pantolonun Mucidi Levi Strauss’un Hayat Hikayesi
→ “Göreceksiniz aklı başında görünen insanlar bile çok daha az maliyete evde kahvelerini yapacakken buraya gelip 15 lira ödemeyi göze alacak.” (Starbucks) : Starbucks’ın Başarı Öyküsü
→ “Ve hepsinden önemlisi, tüketiciler içeceğin tadından nefret ediyor.” (Red Bull) : Red Bull’un Ardındaki İnanılmaz Hikaye
Aklı başında olan bir insan bu fikirlerden hiçbirisine tek kuruş yatırım yapmazdı. Ama girişimciler, mantığın sizi rakiplerinizle aynı seviyeye gelmenizi sağlayacağının farkında. Hatta girişimcilere herkes değer vermiyor çünkü onlar bir komiteye mantıklı gelen şeyi yapmayı [i]tercih etmeyen[/i] insanlar. İlginç bir şekilde Steve Jobs, James Dyson, Elon Musk ve Peter Thiel’in hoşlandığı şeyler genelde insanlara çok garip gelir. Henry Ford’un muhasebelecilerden nefret ettiği ve Ford şirketin başındayken Ford Motor Company’nin hiç denetlenmediği söylenir.
[Resim: ford.jpg]
Bence Dyson, Apple, Starbucks ve Red Bull gibi başarılı şirketlerin neredeyse tamamı, başarısının çoğunu istemeyerek de olsa bir engelde tökezlemeye borçlu. Ancak siz tökezlemek zorunda değilsiniz. Çıkış yolunu bulabilmek için bir simyacı gibi düşünmeye cesaret ettiğiniz sürece müşteri davranışından insanların ürününüz hakkındaki düşüncelere kadar her şeyin başka bir şeye dönüştürülebileceği fikrini benimsemeniz gerekir.
[i]Simya:[/i] Kimyanın Orta Çağ versiyonuydu. O günün bilim insanları maddenin dönüşüm geçirebileceğine ve en önemlisi de değersiz metallerin altına dönüştürülebileceğine inanıyordu. Ancak bunun imkansız olduğunu anladıklarında pes ettiler. Daha sonra Newton, termodinamik ve enerjinin korunumu gibi kuramları kafamıza yerleştirdi. Elinizde hiçbir şey olmadan bir şey yaratamayacağımızı, ucuz bir metal kullanarak değerli bir şey yaratamayacağımızı ve başka bir yerdeki enerjiyi yok etmeden bir başka yerde enerji yaratamayacağımızı bilim kanıtlamıştı. Diğer disiplinlerde de bu gerçek ortaya çıkmaya başlamıştı. Örneğin, ekonomistler bize, “bedavaya yemek” yiyemeyeceğimizi söylüyordu.
Ancak mantığa fiziki bilimlerde o kadar çok güveniliyordu ki mantığın her yerde, hatta söz konusu insan olduğunda bile uygulanması gerektiği düşüncesi yeşerdi. İnsanların karar alma sürecinin merkezinde bugün mantık bulunuyor. Her şey kelimesi kelimesine planlandığında mucize gerçekleşmesi beklenemez. Mantık fizik gibi dar bir alanda işe yarayabilir belki ama psikoloji gibi bambaşka bir dünyada çaresiz kalabilir.
Reklam ajansı J. Walter Thompson, eskiden gelecek vaat eden metin yazarları için bir test yapardı ve bu testte, “Burada birbirinin aynısı iki adet 25 sent görüyorsunuz. Bana sağdakini satın.” gibi sorular da yer alırdı. Başarılı bir aday simya fikrini anlamıştı: “Sağdaki parayı alıp Marilyn Monroe’nun çantasına sokup çıkaracağım. Daha sonra da size Marilyn Monroe’ya ait olan bir 25 sent satacağım.”
İnsanlar nesnelere değer vermez; tam tersine onların sahip olduğu anlama değer verir. Nesnelerin [i]nasıl tanımlanacağına[/i] fizik kuralları karar verir ama ona anlam yükleyen şey psikoloji kurallarıdır. Orta Çağ simyacıları denemekten vazgeçmişti çünkü probleme yanlış açıdan bakmışlardı. Kurşunu altına dönüştürme gibi imkansız bir amaçları vardı ama bir şeyin değerinin [i]o nesnenin içinde olduğu[/i] düşüncesine saplanıp kalmışlardı. Bu yanlış bir düşünceydi çünkü kurşunu altın kadar değerli hale getirmek için atomik yapı üzerinde kafa patlatmanıza gerek yoktur. Kurşunun altın kadar değerli olduğunu hissetmeniz için insan psikolojisi üzerinde kafa patlatmanız gerekir. Hangi noktada elinizdeki şeyin [i]gerçek[/i] altın olmadığını önemser ki? Eğer bunun imkansız olduğunu düşünüyorsanız cüzdanınızdaki paraya bakın. Paranın değeri psikolojiktir.
[Resim: ikea-kurucusu.jpg]
Günümüzde iş dünyasında siz de simyacı olabilirsiniz. Şunu unutmayın her şeyin temelinde herhangi bir şey için yapılan açıklamayı karşı çıkmak ve her türlü alternatifi mantık dışı ve saçma bulmak yatıyor. Ikea’nın kurucusu eksantrik milyarder Ingvar Kamprad, masa ve sandalyelerin müşterilerine kurulu bir şekilde ulaştırmak yerine mobilyaları monte etmek için harcanan çabanın şirketin müşterilerin gözündeki değerini etkilediğine inanıyordu. (Ikea’yla çalışırken bana, “Sakın Ikea’yı sıradan bir halde getirmeye kalkma. Eğer öyle bir şey yaparsan seni anında kovarız.” tavsiyesini vermişlerdi.)
Kamprad’ın şirket değerini artırmak için işin içine müşteri faktörünü katmasına Ikea etkisi deniyor ama aslında buna Betty Crocker etkisi denmeli. 1950’lerde General Mills, Betty Crocker markası altında kek karışımlarını piyasaya sürdü. Yapmanız gereken tek şey paketten çıkan karışıma su eklemekti, ne sorun çıkabilirdi ki? Ancak bu mucize ürün çok fazla satmadı. General Mills bunun nedenini anlamak için bir grup psikologa danıştı, onlar da suçluyu buldu: Ürünün hazırlanması o kadar [i]kolaydı ki[/i] insanlar markanın yalan söylediğini düşündü. Karışımı kullanarak kek yapan kişiler gerektiğinden fazla övgü aldığı için kendini garip hissetmişti. General Mills de bunu dikkate alarak karışımı hem su hem de yumurta gerektirecek şekilde revize etti. Ürünü, “Sadece bir yumurta ekleyin.” sloganıyla tekrardan piyasaya sürdüklerinde satışlar birden artmaya başladı.
[Resim: cagri-merkezi.jpg]
Bir başka simya hamlesi de ihtiyacınız olandan fazla seçenek üretmektir. 1990’ların başında ajansın en büyük müşterilerinden olan bir telekom şirketiyle çalışıyordum ve hizmetlerine çağrıyı yönlendirme ve çağrı bekletme gibi özellikleri eklemek istiyorlardı. Müşterilerine bir davetiye gönderecek ve böylece onların üye olmaları için bir numarayı aramasını sağlayacaklardı (sonuçta bir telefon şirketiydi). Ancak bunun yerine biz müşterileri rastgele üç gruba ayırdık ve her bir gruba 50.000 mektup gönderdik. Sadece telefon etme seçeneği sunulan grubun şirkete geri dönme olasılığı yaklaşık yüzde 2.9 iken sadece mail atma seçeneği olan grubunki ise yüzde 5’ti. Ama telefon etme [i]ya da[/i] mail atma seçeneği olan üçüncü grubun şirkete geri dönme olasılığıysa yüzde 7. 8’di ve bu neredeyse diğer iki grubun tamamına denk geliyordu. Buradan şunu öğrendik: Seçim şansınız olmadığı zaman bir şeyi sevmeniz daha zordur. İnsanlar kontrolün kendi elinde olmasını ister.
Bir başka öğrendiğim şeyse her zaman [i]gerçek[/i] nedeni sorgulamak oldu. Müşterilerimizden bir tanesi kalorifer kazanları için bakım hizmeti veren büyük bir enerji tedarikçisi. Müşterileri bir süredir şirketin belirsiz randevu politikasından dert yanıyor çünkü şirket sadece mühendisin, sabah ya da öğleden sonra geleceğini söylüyor ve kesin bir zaman dilimi vermediği için de müşteriler işten izin almak zorunda kalıyor. Bu müşteriler belirli bir saatin söylenmesini tercih edeceklerini söylüyor. Ancak hatları kesin çizgilerle belirlenmiş bir politika yürütmek size pahalıya patlayabilir çünkü bunu yapabilmeniz için elinizin altında bir sürü mühendisin hazır beklemesi gerekir ve ayrıca mühendisleriniz belirlenen zamanda işini yapmazsa müşteriniz hayal kırıklığına uğrayabilir. Ayrıca saatleri kesin olarak belirlemek müşterilerin bütün sorunlarını çözemez. Örneğin mühendisin 2 ile 3 arasında geleceğini söylerseniz yine de müşterinizin iş yeri evine uzak olmadığı sürece işten izin alması gerekir.
Bu şirkete verdiğimiz ilk tavsiye müşterilerinin görüşlerini kelimesi kelimesine anlamaya çalışmamaları. İnsanlar elbette randevu saatinin aralığının çok geniş olmasından rahatsızlık duyuyor ama belki de en çok ne kadar süre beklemek zorunda olduklarını bilmemek onları sinirlendiriyor. Gününün yarısını sürüncemede geçiren, mühendisin hiç gelmeyeceğinden korkan biri bunun bir tür ruhsal işkence olduğunu bilir. Dışarı hava almaya bile çıkamaz çünkü bunu yaptığınız an mühendisin geleceğinden korkar. Bunun yerine mühendis gelmeden yarım saat önce mesaj atsa nasıl olur? İnsanlar bütün gün evde beklemekten kurtulmuş olur, sadece telefonlarını kontrol etmeleri gerekir. Bir saat aralığı vermek kadar iyi bir fikir mi? Pek değil ama en azından insanların işkencesini bir tık olsun azaltmış olur. Eğer deneyimiz işe yararsa psikolojik yöntemler kullanarak bir tür simya yapmış olacağız.
Ucuz, daha hızlı etkisini gösteren, etkili, kulağa mantıksız gelen ve daha iyi sonuçlar elde etmenizi sağlayan çözümleri göz önünde bulundurmak genellikle işe yarar. Şimdi sizlere kendi deneyimlerimden “kelebek etkisi yaratan” örnekler vermek istiyorum:
→ Bir internet sitesi ödeme yöntemlerine tek bir tane ekstra seçenek ekleyerek satışlarını yılda 300 milyon TL artırdı.
→ Bir hava yolu şirketi, uçuş reklamlarını değiştirerek yılda 10 milyon TL’den daha fazla birinci sınıf koltuk sattı.
→ Bir yazılım şirketi, çağrı merkezinin işleyişinde küçük gibi görünen değişiklikler yaptı ama bu değişiklik sayesinde şirketin değeri milyonları buldu.
→ Bir yayıncı çağrı merkezinde kullanılan cümlelere dört küçük kelime ekledi ve satışları iki katına çıktı.
→ Bir fast food zinciri satışlarını fiyatları yükselterek artırdı.
Tüm bu saydığım başarılar kulağa anlamsız geliyor. Ama hepsi de işe yaradı. Günümüzde etraf ekonomistler, teknokratlar, yöneticiler, araştırmacılar ve algoritma tasarımcılardan geçilmiyor. Böyle bir ortamda sihir yapmak hatta denemek bile giderek daha da zorlaşıyor. Ama sihir hayatımızın bir parçası olmalı. İçinizdeki simyacının ortaya çıkması için hala vakit var.